Hıristiyanlıkta Kudüs Algısı

Muhammet GÜNGÖR1

Bu makale, 23-24 Eylül 2017 tarihlerinde Ümraniye Belediyesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi ve Burak Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen “Uluslararası Kudüs Sempozyumu (Dünü, Bugünü, Yarını)” isimli akademik etkinlikte sunulan tebliğlerden oluşan Geçmişten Günümüze Kudüs kitabından alınmıştır.

Müntesipleri itibarıyla dünya nüfusunun neredeyse yarısını oluşturan Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam için kutsal kabul edilen Kudüs, Lut gölünün bulunduğu alanın batısında ve bu alandan fay diklikleriyle ayrılan Yahudiye platosunun dalgalı yüzeyi üzerinde kurulmuştur. Lut gölüne 24 km, Akdeniz kıyılarına kuş uçuşu 52 km uzaklıkta bulunan Kudüs şehrinin Harem-i Şerif’te denizden yüksekliği 747 metredir.2Doğu, batı ve güneyden şehri kuşatan üç vadi, beş tepe üzerine kurulan Kudüs için adeta bir savunma hattı oluşturur.3Kudüs, beş bin yıllık tarihi ile dünyanın en eski şehirlerinden biri olarak önem arz etmektedir. Bu şehir çeşitli din, medeniyet ve kültürlere ait mirasa ve değerlere sahip toplulukların bir arada bulunduğu önemli şehirlerden biridir. Muhtelif kaynaklarda Yeruşalayim, Yerusalim, Uruşelim, Jerusalem, Makdis, Beytü’l Makdis, Beytü’l Mukaddes4gibi isimlerle anılan Kudüs tarih boyunca Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam açısından kutsal mekân olarak önemini korumuştur. Kudüs’ün Yahudilik için önemi Kral Süleyman’ın, Kudüs’te kendi adıyla meşhur olan Süleyman Mabedi’ni (Bet Ha-Mikdaş) inşa etmesi ve Mabed’den geriye kalan son parça olan Ağlama Duvarı’nın burada bulunmasından kaynaklanmaktadır. Müslümanlar için Kudüs, Mekke ve Medine‘den sonra kutsal kabul edilen üçüncü şehirdir. Bunun sebebi, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksâ’nın ve Hz. Muhammed’in Miraç’a yükseldiğine inanılan mekân üzerine inşa edilen Kubbetü’s-Sahra’nın burada bulunmasıdır.5

Kudüs, Yahudiler ve Müslümanlar için olduğu kadar Hıristiyanlar için de kutsal kabul edilen bir şehirdir. Ancak yakın dönemde ve günümüzde Kudüs denilince genellikle Yahudiler ile Müslümanlar arasındaki çatışmaların akla gelmesi, haliyle bu şehrin Hıristiyanlar için kutsallığının göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Bu çalışmada ise Kudüs’ün Hıristiyanlar için neden önemli olduğu ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Mekâna atfedilen kutsallık, insanlık tarihinde ilk inanç düşüncesinin oluşmasıyla birlikte gelişmeye başlamıştır.6Bir mekânın yahut bir mabedin kutsallığını idrak etmek için ise öncelikle “kutsal”ın ne anlama geldiğini bilmek gerekir. Yaratılışından itibaren insan tecrübesinin bir parçası olan kutsal terimi, dinî bir amaç için tahsis edilen veya tanrı ile ilişkisinden doğan özel bir niteliğe sahip olan demektir.7Kutsal bir mekânın en önemli özelliği, her şeyden önce belirlenmiş, diğer alanlardan ayrılmış bir yer olmasıdır. Ayrıca sıradan bir mekân herhangi bir toplumun ya orada ayin yapması ya da oraya yönelmesi nedeniyle kutsal addedilebilir. Böylece kutsal mekân diğer yerlerden hem fiziki olarak hem de değer olarak ayrılır ve dinî hayatın merkezi sayılır. Kazandığı bu özelliği itibarıyla eski toplumlardaki insanlar mümkün mertebe kutsalın içinde yahut kutsallaştırılmış nesnelerin yakınında yaşamak istemişledir.8

Tarihe bakıldığında kutsal kabul edilen ilk yerlerin, insan ürünü olmayan yani doğal (tabiî) mekânların bir parçası yahut bu mekânlarda bulunan doğal (tabiî) varlıklar olduğu görülmüştür. Bu tabiî mekânlara muhtelif taşlar, mağara ve mezarlar, ağaçlar, dağlar, su kaynakları, nehir ve denizler örnek olarak verilebilir. Zaman içinde dinî önem kazanan bu mekânlarla ilgili olarak insanlar, buralarda tanrısal unsurun bulunduğuna inanmışlardır. Öte yandan medeniyetin gelişmesiyle birlikte, sınırları insanlar tarafından belirlenen kutsal mekânlar da ortaya çıkmıştır. Böylece sunaklar, kutsal yer ve mabetler, sinagoglar, kiliseler, camiler, kutsal kişilerin gömüldüğü hac ve ziyaret yerleri, kutsal şehirler ve kutsal bölgeler ortaya çıkmıştır.9

Yukarıda belirtilen kutsal ve kutsallık anlayışının Hıristiyanlık için de geçerli olduğunu söylemek mümkündür. Hıristiyanlıkta Kudüs algısı söz konusu olduğunda bu şehrin tarihî olaylar ve insan eliyle inşa edilen eserler neticesinde Hıristiyanlar için kutsal kabul edildiği görülmektedir. Bu bağlamda İsa Mesih’in hayatı ve Kudüs’te inşa edilen Kutsal Kabir Kilisesi’nden ötürü Hıristiyanların, Kudüs’ü kutsal kabul ettikleri söylenebilir.

1. İSA MESİH’İN KUDÜS’TE GEÇEN HAYATI

Bir mekânın kutsal addedilmesinde orada yaşanan tarihî olayların büyük önemi vardır. Bu durumu, Kudüs bağlamında, Hıristiyanlık tarihinde de görmek mümkündür. Zira Tanrı’nın oğlu olarak kabul edilen ve dinî açıdan merkezi önemi haiz olan İsa Mesih’in hayatındaki önemli olaylar Kudüs ve çevresinde geçmiştir. İsa Mesih’in tutuklanması ve yargılanmasının yanı sıra Hıristiyan itikadının önemli bir parçasını oluşturan çarmıh hadisesi ve ölümünden sonra İsa Mesih’in yeniden dirilmesi Kudüs’te gerçekleşmiştir. Bu olaylar önemlidir, çünkü Hıristiyanlık teolojisinde İsa Mesih’in dünyevi hayatından çok ölümü, dirilmesi ve göğe yükselmesi önem arz etmiştir.10 Bütün bu olayların bilinmesi Kudüs’ün Hıristiyanlar için neden önemli olduğunun idrak edilmesini kolaylaştıracaktır.

İncillere göre İsa, Kudüs’ün güneyinde bulunan Beytlehem’de doğmuştur.11Yahudi geleneğine göre sünnet edilmiş, doğumunun kırkıncı gününde Tanrı’ya adanmak için annesi Meryem ve Yusuf onu Kudüs’e getirmiştir. Orada Simon ismindeki bir şahıs onu tanımış ve kucağına alarak “Kurtarıcı”yı görmeden ölmediği için Tanrı’ya şükretmiştir.12Böylece İsa’nın Kudüs’le ilk buluşması gerçekleşmiştir.

Çocukluk ve gençlik yıllarıyla ilgili hakkında İncillerde pek az bilgi bulunan İsa’nın Kudüs’le ikinci buluşması, on iki yaşında iken gerçekleşmiştir. O, Fısıh (Pesah veya Hamursuz) Bayramı sebebiyle annesi Meryem ve Yusuf ile birlikte Kudüs’e tekrar gelmiştir. Bayramdan sonra eve dönerlerken İsa’nın yanlarında olmadığını fark eden Meryem ile Yusuf, onun yol arkadaşlarıyla birlikte olduğunu düşünmüşler, ancak yanlarında olmadığını fark edince Kudüs’e dönmüşlerdir. Orada İsa’yı din bilginleri ile sohbet ederken bulmuşlardır. İsa sorduğu sorularla ve verdiği cevaplarla çevresindeki insanları kendisine hayran bırakmıştır.13

İsa ilerleyen yaşlarda vaftiz olduktan14sonra önceki hayatının geçtiği Nasıra’dan çıkarak köy ve kasabaları dolaşmış, karşılaştığı insanları tövbe etmeye çağırmıştır.15Daveti, konuşmaları ve mucizeleriyle insanların dikkatini çeken İsa Mesih, bu dönemde pek çok taraftar kazanmıştır.16

Bir süre sonra Kudüs’e gitmek isteyen İsa Mesih, daha önceki peygamberlerin belirttiği kehanetlerin orada gerçekleşeceğini, Kudüs şehrinde kendisiyle alay edileceğini, hakarete maruz kalacağını, üzerine tükürüleceğini, kamçılanıp öldürüleceğini ve son olarak üçüncü gün dirileceğini söylemiştir.17

Havarileriyle birlikte Kudüs’e doğru yola çıkan İsa Mesih’in, İncillerin anlatımına göre, Kudüs’e girişi de oldukça dikkat çekici olmuştur. Luka İncili’nde bu sahne şöyle anlatılmaktadır:

[İsa]…iki öğrencisini önden gönderdi. Onlara, “Karşıdaki köye gidin” dedi, “Köye girince, üzerine daha hiç kimsenin binmediği, bağlı duran bir sıpa bulacaksınız. Onu çözüp bana getirin. Biri size, ‘Onu niçin çözüyorsunuz?’ diye sorarsa, ‘Rab’bin ona ihtiyacı var’ dersiniz.” Gönderilen öğrenciler gittiler, her şeyi İsa’nın kendilerine anlattığı gibi buldular. Sıpayı çözerlerken hayvanın sahipleri onlara, “Sıpayı niye çözüyorsunuz?” dediler. Onlar da “Rab’in ona ihtiyacı var” karşılığını verdiler. Sıpayı İsa’ya getirdiler, üzerine kendi giysilerini atarak İsa’yı üstüne bindirdiler. İsa ilerlerken halk, giysilerini yola seriyordu. İsa Zeytin Dağı’ndan aşağı inen yola yaklaştığı sırada, öğrencilerinden oluşan kalabalığın tümü, görmüş oldukları bütün mucizelerden ötürü sevinç içinde yüksek sesle Tanrı’yı övmeye başladılar. “Rab’bin adıyla gelen Kral’a övgüler olsun! Gökte esenlik, en yücelerde yücelik olsun!” diyorlardı. Kalabalığın içinden bazı Ferisiler O’na, “Öğretmen öğrencilerini sustur!” dediler. İsa, “Size şunu söyleyeyim, bunlar susacak olsa, taşlar bağıracaktır!” diye karşılık verdi.18

İsa Mesih’in Kudüs’e gelmesi Yahudi din adamlarını aşırı derecede rahatsız etmiştir. Zira onun getirdiği yeni öğretiler Yahudi inancıyla uyuşmuyordu. Öte yandan o, Yahudilerin bazı uygulamalarına da tepki göstermiştir. Öyle ki bir gün, Yahudiler için kutsal kabul edilen Süleyman Mabedi’nin avlusuna girerek oradaki alıcı ve satıcıları dışarı kovmuştur. Para bozanların masalarını yıktığı gibi güvercin satanların sehpalarını da devirmiştir. Yük taşıyan hiç kimsenin Mabed’in avlusuna girmesine izin vermemiştir.19Bu durumdan haberdar olan Yahudi din adamları, kolay olmayacağını bilmelerine rağmen, İsa Mesih’i yok etmek için arayış içine girmişlerdir. Zira Hıristiyan anlatımına göre, bütün halk İsa Mesih’in öğretisine hayran kalmıştır. Bu durum da Yahudi din adamlarının korkmasına sebep olmuştur.20

Kudüs’te öğretilerini yaymaya devam eden İsa Mesih’in çalışmaları Yahudi din adamları için artık dayanılmaz hale gelmiştir. Bundan ötürü İsa Mesih’in hileyle tutuklanıp öldürülmesi için bir düzen kurmuşlardır.21Yahudi din adamlarıyla anlaşan havarilerden Yahuda İskariot,22İsa Mesih’i ele vererek onun tutuklanmasında önemli bir rol oynamıştır.23İsa Mesih’in Romalı askerler tarafından tutuklanması, Hıristiyan itikadının şekillenmesindeki mühim bir olaya, İsa Mesih’in çarmıhta öldürülmesine giden yolda önemli bir adım olmuştur.

Kudüs’ün Hıristiyanlar için kutsal olması, bu şehrin Hıristiyanlar için acıların şehri olmasından gelir. Zira Tanrı’nın oğlu olarak inandıkları İsa Mesih’in acı dolu son saatleri bu şehirde geçmiştir. İncillerde anlatılara göre tutuklanmasının ardından Yahudi mahkemesinde yargılanan İsa Mesih’in “Tanrı’nın Oğlu Mesih” olduğunu söylemesi mahkeme heyeti tarafından “Tanrı’ya küfür” olarak nitelendirilmiş ve “ölümü hak ettiğine” karar verilmiştir. Bunun üzerine orada yüzüne tükürülmüş, yumruklanmış ve nihayetinde tokatlanıp “Ey Mesih, peygamberliğini göster bakalım, sanan vuran kim?” diyerek alay edilmiştir.24

Ölüme mahkûm edilen İsa Mesih’in durumu daha sonra Vali Pilatus’a iletilmiştir. Yahudilerden yoğun bir şekilde gelen “çarmıha gerilsin” baskısına dayanamayan Pilatus, İsa Mesih’i kamçılattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere askerlerine teslim etmiştir.25Romalı askerlerin de aşağıladığı, dikenlerden örülen bir tacın başına konulduğu, üzerine tükürüldüğü İsa Mesih, çarmıha gerileceği Eski Kudüs’ün sınırları dışında ancak buraya yakın olan Golgota Tepesi’ne acılar içinde getirilmiştir. Burada içmesi için ödle karışık şarap verilmiştir. Son olarak, Hıristiyan inancına göre İsa Mesih Kudüs’te, Golgota Tepesi’nde, Âdem’den gelen asli günaha son vermek için çarmıhta öldürülmüştür.26

Hıristiyan itikadı açısından çarmıh hadisesi gibi önemli bir diğer olay ise cuma günü çarmıha gerilen İsa Mesih’in, üç gün sonra, pazar günü yeniden dirilmesidir. İncillerde bu olaya şu şekilde değinilmektedir:

Şabat Günü’nü izleyen haftanın ilk günü, tan yeri ağarırken, Mecdelli Meryem ile öbür Meryem mezarı görmeye gittiler. Ansızın büyük bir deprem oldu. Rab’bin bir meleği gökten indi ve mezara gidip taşı bir yana yuvarlayarak üzerine oturdu. Görünüşü şimşek gibi, giysileri ise kar gibi bembeyazdı. Nöbetçiler korkudan titremeye başladılar, sonra ölü gibi yere yıkıldılar. Melek kadınlara şöyle seslendi: “Korkmayın! Çarmıha gerilen İsa’yı aradığınızı biliyorum. O burada yok; söylemiş olduğu gibi dirildi. Gelin, O’nun yattığı yeri görün. Çabuk gidin, öğrencilerine şöyle deyin: ‘İsa ölümden dirildi. Sizden önce Celile’ye gidiyor, kendisini orada göreceksiniz.’ İşte ben size söylemiş bulunuyorum. Kadınlar korku ve büyük sevinç içinde hemen uzaklaştılar; koşarak İsa’nın öğrencilerine haber vermeye gittiler. İsa ansızın karşılarına çıktı, “Selam!” dedi. Yaklaşıp İsa’nın ayaklarına sarılarak O’na tapındılar. O zaman İsa, “Korkmayın!” dedi. Gidip kardeşlerime haber verin, Celile’ye gitsinler, beni orada görecekler.27

2. KUTSAL KABİR KİLİSESİ

Yahudiler için kutsal addedilen Süleyman Mabedi’nin Tevrat’ta zikredilmesi ve Müslümanlar tarafından kutsal kabul edilen Mescid-i Aksâ’ya da Kur’an’da işaret edilmesi Yahudiliği ve İslam’ı, Kudüs’ün kutsallığı bağlamında, Hıristiyanlıktan ayıran en önemli unsurdur. Zira Yeni Ahit’te Hıristiyanlar için kutsal kabul edilecek bir mabede işaret edilmemektedir. Buna karşın Kudüs ve çevresinde, zaman içinde Hıristiyanlar tarafından kutsal kabul edilen kiliseler inşa edilmiştir.

İsa Mesih’in doğup büyüdüğü, davet çalışmalarını ilk yürüttüğü, çarmıha gerilerek öldürüldüğü yerlerin Kudüs ve çevresinde gerçekleşmesi ayrıca annesi Meryem’in de aynı yerlerde yaşamış olması nedeniyle Hıristiyanlar, bu bölgelerde muhtelif kiliseler inşa etmişler, buraları ziyaret ve tören yerleri olarak benimsemişlerdir.28Bunlardan en önemlisi Kutsal Kabir Kilisesi’dir. Her ne kadar Yeni Ahit’te bahsedilmese ve İsa Mesih’in ölümünden asırlar sonra inşa edilmiş olsa da günümüzde Kudüs’te varlığını hâlâ devam ettiren Kutsal Kabir Kilisesi Hıristiyan âlemi için, adından da anlaşılacağı gibi, kutsal olarak kabul edilmektedir. Bu Kilise’nin Kudüs’te bulunması da bu şehri Hıristiyanlar için kutsal kılan etkenlerden bir diğeri olarak karşımıza çıkmaktadır.

MS. 326 ile 335 yılları arasında inşa edildiği düşünülen29Kutsal Kabir Kilisesi, Roma İmparatoru Konstantin’in (306-337) annesi Helena tarafından inşa edilmiştir. Bu Kilise’nin özelliği, İsa Mesih’in çarmıha gerilmesinden sonra cesedinin gömüldüğü mezarın burada yer almasıdır. Bu mekânın Eski Kudüs’ün dışında olduğu, konumunun sözlü olarak nesilden nesile aktarıldığı ve son olarak IV. yüzyılda yapılan çalışmalar ile yerinin doğruluğunun tam olarak ispatlandığı düşünülmektedir.30

Kutsal Kabir Kilisesi zamanla Hıristiyanlar için hac merkezlerinden biri olmuştur. Hac yapmak için Hıristiyanlıkta kutsal kabul edilen bir zamanı tercih etmek gerekir. Kudüs ise Noel günlerinde hac edilen mekân olma özelliği kazanmıştır.31

Tarih içinde geçirdiği yapısal değişiklere rağmen Kutsal Kabir Kilisesi, muhtelif fırkalara ayrılan Hıristiyan âlemi için ortak olarak kutsal kabul edilen mekân olma özelliğini korumaktadır. Nitekim hangi mezhepten olursa olsun bütün Hıristiyan hacılar İsa Mesih’in yeniden dirilişini kutlamak için Kudüs’e gelmektedir. Bu kutlamalar, onları tek bir gelenekle birbirlerine bağlayan ve saran bir bağ gibidir. Öte yandan Hıristiyan mezhepleri arasında kutlamalar konusunda henüz bir ittifak olmadığı belirtilmektedir.32

SONUÇ

Normalde diğer mekânlardan hiçbir farkı olmayan kutsal mekânlar, burada yaşanan bazı olaylardan yahut inşa edilen mimari eserlerden dolayı inananlar tarafından diğer yerlerden ayrı tutularak kutsal kabul edilmektedir. Bu mekânlar içinde Kudüs, Yahudiler ve Müslümanlar tarafından kutsal kabul edildiği gibi Hıristiyanlar tarafından da kutsal kabul edilmektedir. Hıristiyanların Kudüs’ü kutsal kabul etmeleri ise başlıca iki nedene dayanmaktadır. Bunlardan birincisi Hıristiyanlarca Tanrı’nın oğlu kabul edilen İsa Mesih’in davetinin en önemli bölümünün Kudüs’te geçmesidir. Ayrıca Hıristiyan inancını şekillendiren çarmıh hadisesi ve İsa Mesih’in ölümden dirilmesi de bu beldede gerçekleşmiştir. İkincisi ise İsa Mesih’in mezarını barındıran Kutsal Kabir Kilisesi’nin Kudüs’te inşa edilmesidir. Her ne kadar Kutsal Kabir Kilisesi kutsallığını, Hıristiyanlığın ortaya çıkışından asırlar sonra kazanmış olsa da İsa Mesih’in kabrine ev sahipliği yapması hem bu Kilise’nin Hıristiyanlarca kutsal kabul edilmesine hem de bundan ötürü Kudüs’ün kutsal addedilmesine yol açmıştır.

KAYNAKÇA

  • Ayrancı, İlhami, “Kudüs’te Paskalya Kutlamaları”, Diyanet İlmi Dergi, C. 29, S. 1, 2003, ss. 29-36.
  • Basit, Musa İsmail vd., Kudüs Tarihi, Çev. Komisyon, Nida Yayıncılık, İstanbul 2011.
  • Cebe, Arzu, “Semavi Dinlerin Oluşturduğu Kültürlerde Kudüs ve Kutsallık Kavramı”, Türk ve İslam Dünyası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2017, ss. 370-384.
  • Erbaş, Ali, Hıristiyanlıkta İbadet, Ayışığıkitapları, İstanbul 2003.
  • Eroğlu, Ahmet Hikmet, “Hıristiyanlık”, Dinler Tarihi, Ed. Baki Adam, Grafiker Yayınları,II. Baskı, Ankara 2015.
  • Geva, Hillel, “Jerusalem”, The New Encyclopedia of Archaeological Excavations in the Holy Land, Ed. Ephraim Stern, The Israel Exploration Society& Carta, Jerusalem 1993, II.
  • Güç, Ahmet, Dinlerde Mabed ve İbadet, Esra Fakülte Kitabevi, İstanbul 1999.
  • Harman, Ömer Faruk, “Îsâ”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 2000, XXII/465-471.
  • ___________,“Kudüs”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 2002, XXVI/323-327.
  • Hinnels, John R., Dictionary of Religions, Great Britain, 1988.
  • Kara, Hatice Fahrünnisa Ensari, “Şehir ve Kutsallık ve Kutsal Belde Eyüp”, Eyüp Sultan Sempozyumu IX, Eyüp Belediyesi Kültür Yayınları, İstanbul 2005.
  • Kitabı Mukaddes, Kitabı Mukaddes Şirketi, İstanbul 1997.
  • McMahon, A. L., “Holy Sepulchre”, The Catholic Encyclopedia, Ed. Charles G. Herbermann vd., The Encyclopedia Press, Inc., New York 1913, VII.
  • Peri, Oded, Christianity under Islam in Jerusalem: The Question of the Holy Sites in Eearly Ottoman Times, Boston 2001.

Dipnotlar

  1. Dr. Öğr. Üyesi, Kırıkkale Üniversitesi, İslami İlimler Fakültesi, muhammedgungor.tr@gmail.com. ↩︎
  2. Ömer Faruk Harman, “Kudüs”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı
    Yayınları, Ankara 2002, XXVI/ 323. ↩︎
  3. Musa İsmail Basit vd., Kudüs Tarihi, Çev. Komisyon, Nida Yayıncılık, İstanbul 2011, s. 15-16. ↩︎
  4. Kudüs’e verilen isimlerle ilgili ayrıca bkz. Harman, “Kudüs”, XXVI/323-324. ↩︎
  5. Arzu Cebe, “Semavi Dinlerin Oluşturduğu Kültürlerde Kudüs ve Kutsallık Kavramı”, Türk ve İslam
    Dünyası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2017, s. 370. ↩︎
  6. Hatice Fahrünnisa Ensari Kara, “Şehir ve Kutsallık ve Kutsal Belde Eyüp”, Eyüp Sultan Sempozyumu
    IX, Eyüp Belediyesi Kültür Yayınları, İstanbul 2005, s. 458. ↩︎
  7. John R. Hinnels, Dictionary of Religions, Great Britain, 1988, s. 15. ↩︎
  8. Ahmet Güç, Dinlerde Mabed ve İbadet, Esra Fakülte Kitabevi, İstanbul 1999, s. 21; Ayrıca bkz. Kara,
    s. 458 vd. ↩︎
  9. Güç, s. 22. ↩︎
  10. Ömer Faruk Harman, “Îsâ”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları,
    Ankara 2000, XXII/466. ↩︎
  11. Matta 2: 1-2. ↩︎
  12. Ahmet Hikmet Eroğlu, “Hıristiyanlık”, Dinler Tarihi, Ed. Baki Adam, Grafiker Yayınları, II. Baskı,
    Ankara 2015, s. 132. ↩︎
  13. Eroğlu, s. 132. ↩︎
  14. Matta 3: 16. ↩︎
  15. Matta 4: 17. ↩︎
  16. Matta 4: 23-25. ↩︎
  17. Luka 18: 32-33. ↩︎
  18. Luka 19: 29-40. ↩︎
  19. Markos 11: 15-16. ↩︎
  20. Markos 11: 18. ↩︎
  21. Matta 26: 3-4. ↩︎
  22. Matta 26: 14-16. ↩︎
  23. Matta 26: 47-50. ↩︎
  24. Bkz. Matta 26: 57-68. ↩︎
  25. Bkz. Matta 27: 11-26. ↩︎
  26. Bkz. Matta 27: 27-44. ↩︎
  27. Matta 28: 1-10. ↩︎
  28. Oded Peri, Christianity under Islam in Jerusalem: The Question of the Holy Sites in Eearly Ottoman
    Times, Boston 2001, s. 1-2. ↩︎
  29. Hillel Geva, “Jerusalem”, The New Encyclopedia of Archaeological Excavations in the Holy Land,
    Ed. Ephraim Stern, The Israel Exploration Society& Carta, Jerusalem 1993, II/779. ↩︎
  30. A. L. McMahon, “Holy Sepulchre”, The Catholic Encyclopedia, Ed. Charles G. Herbermann vd., The
    Encyclopedia Press, Inc., New York 1913, VII/425. ↩︎
  31. Ali Erbaş, Hıristiyanlıkta İbadet, Ayışığıkitapları, İstanbul 2003, s. 71. ↩︎
  32. İlhami Ayrancı, “Kudüs’te Paskalya Kutlamaları”, Diyanet İlmi Dergi, C. 29, S. 1, 2003, s. 34. ↩︎