Uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Filistinlilerin topraklarını işgal ve ilhak ederek yerleşen İsrailliler’in 7 Ekim 2023 tarihinde hedef alınması sonrasında İsrail güçleri tarafından Gazze’ye düzenlenen saldırılar ve yeniden işgal girişimi tüm dünya tarafından endişe ile takip edilmektedir. İsrail’in saldırılarında bebek ve kadınlar başta olmak üzere siviller, hastaneler, okullar ve diğer yaşam alanları bombalanmak ve yüzbinlerce sivil su, elektirik, gıda ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarından mahrum bırakılmaktadır. Meşru müdafaa başlığının altına sığdırılmaya çalışılan tüm bu süreçlerde özellike bazı Batı ülkelerinin ulusal bilim akademilerinin İsrail’e destek açıklamalarında bulunması bu konuda TÜBA’nın sorumluluklarını daha da artmıştır.
24 Şubat 2022 tarihinde Rusya’nın Ukrayna topraklarını işgale başlaması üzerine dünya bilim akademileri ile her zamankinden çok daha fazla ortak paydada buluşarak birlik ve beraberlik mesajları verdik. TÜBA da Ukrayna Savaşı’nın hemen başlangıcında sivillerin gözetilmesi, barış ve uzlaşının bir an önce sağlanması, ateşkes ve sonrasındaki anlaşmaların gerçekleşmesi gerektiğini içeren bildirisini 2 Mart 2023 tarihinde yayınlamıştı. Benzer bir sorumluluk duygusu ile Filistin’de İsrail eliyle yaşatılan insani krizler, sivillerin katledilmesi, milyonlarca insana insani yardımların ulaşmasının engellenmesi ve Gazze halkının topraklarının işgal edilmesi üzerine TÜBA olarak uluslararası hukuk ihlallerine, meşru müdafaanın sınırlarına ve savaş hukukuna vurgu yapan bildirimizi “Filistin’deki Son Durum Hakkında Açıklama” başlıklı bildirimizi 19 Ekim 2023 tarihinde ülkemiz kamuoyu ve dünya bilim akademileri ile paylaştık. Ancak dünya bilim akademilerinin ve çevrelerinin Ukrayna topraklarının işgali süresince gösterdikleri dayanışma ve hassasiyeti Filistinliler için göstermediklerini acı bir şekilde müşahede etmenin üzüntüsü içerisindeyiz.
Ukrayna-Rusya savaşıyla beraber uluslararası bilim çevrelerinde ve akademide özgürlüklerin engellendiğini, tarafsızlık ve itidalin yerini politik ve ideolojik bir tavrın aldığını gözlemlemiştik. Akademi temsilcileriyle bir araya geldiğimiz uluslararası toplantılarda akademinin ruhuna uymayan bu benzeri tavrı gözlemledik ve çekincelerimizi ilgili paydaşlarımızla paylaştık. Bazı bilim akademilerinin bizimle benzer kaygıları olduğunu ve tarafsızlıktan uzaklaşan bu gidişatın doğru bir zeminde ilerlemediğini ifade ettiklerine şahit olduk. Örneğin Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında hangi disiplin olduğu önemli olmaksızın Rusya’yla alakalı düşünce paylaşan ülkelerin akademisyenlerinin yayınlarının periyodik dönemlerde değerlendirmeye alınmadığı şeklinde bazı şikayetlerle karşılaşıyoruz. Akademiye dair ilgili toplantılarda, bu tarz siyasi bir yaklaşımın ülkelerin kendi politik menfaatlerini takip eden siyasetçilere özgü olduğu ve akademi mensuplarının bilimsel objektif değerlendirmelere sadık kalmasının gerekliliğinin altını çizerek ifade etmekteyiz.
Diğer taraftan, 7 Ekim’de 2023 tarihinde Gazze’de tekrar alevlenen savaşa binaen işgal edilen topraklarında barışı arayan Filistin halkına uluslararası düzeyde destek olan rektörlerin, diplomatların, yöneticilerin, spor camiasının veya gazetecilerin soruşturulduğu, baskılandığı ve istifaya zorlandığı bir ortam görmekteyiz. Güncel olarak Filistin meselesi bağlamında akademide gördüğümüz bu tavrın yanlış olduğunu belirtmek ve geçmiş dönemde ülkemize yapılan düşünce özgürlüğü ve insan haklarına yönelik eleştirilerin siyasi ve yapay olduğunun bir göstergesi ve delili olarak yorumladığımızı ifade etmek isteriz.
İşin ciddiyetinin farkında olmayan bazı kişilerin ise tam olarak gerçeği yansıtmayan sanal toplum göstergeleri üzerinden bazı kişilerin abartılı bir şekilde savaş çığırtkanlığı yaptığını gözlemliyoruz. Bu anlamda Gazze’de barış görüşmelerine yönelik ateşkes çağrılarının altının çizilmesi gerektiğini ve bu asırlık sorunun bir günde çözümünün mümkün olmadığının farkında olarak, bölgenin ateşinin söndürülmesi veya çözümün sağlanması adına barış ve ateşkes çağrılarının tekrarlanmasını faydalı görüyoruz. Nitekim TÜBA olarak Filistin’de yaşanan katliamları gündeme getirmek ve konunun geçmiş sürecine, gelişimine, çözümsüzlüğün nedenlerine ve gelinen sürecin nasıl bir yaklaşım ve yöntem ile nihayete erebileceğine dair önerileri içinde barındıran bu öz raporlama çalışmasını oluşturduk.
Uluslararası camiayaya yönelik hazırlanan bu çalışma ile çocukların, doktorların, ibadethanelerin, hastanelerin ve okulların bombalandığı bir ortamda katliama dönüşen bu süreçte insanların gözünü kulağını kapatarak yaşananları kanıksanmaması için bilim insanlarının tepkisiz kalamadığını göstermek istiyoruz. Akademik özgürlüklere olan desteğimize ve bilimsel bir zeminde sağlıklı yöntemler ile bölgede yaşanan savaş suçlarını kayıt altına alacak çalışmaların önemine vurgu yapmak istiyoruz. Nitekim saldırının ilk haftalarında TÜBA olarak yayınladığımız bildiriyi yeterli görmeyerek (Ek 1), giderek ağırlaşmış, yüksek maliyetli katliam ve hasarlardan oluşan bir tabloyu da uluslararası akademinin önüne koymakta fayda görüyoruz. Bu sorunun nereye kadar taşınabileceği ve uluslararası sistemi derinden etkileyecek başka savaşlara sıçrama ihtimalinin varlığı da ayrıca akademik olarak irdelenmelidir. Orantısız saldırı yöntemlerine çekinmeden başvurabilen İsrail ordusuna destek veren tüm tarafların da bu konuda daha itidalli ve rasyonel davranması önemlidir. Çünkü işgal edilmiş, abluka ve ambargolarla kilitlenmiş ve insani olmayan yaptırımlardan dolayı baskı altına alınan Filistin halkı ile diyalog ve diplomasi ortamlarının tek tek sona erdirilmesi süreci daimi şekilde sıcak çatışma evresinde tutmaktadır. Oysa Filistin topraklarında uzun zamandan beri uluslararası hukuk ihlal edilmektedir. Şimdi ise Gazze halkının tümden yerinden edilişi ve bir tür soykırıma maruz kalmaları ile karşı karşıyayız. Böyle bir ortamda bilim insanları olarak, sağır ve dilsizi oynayan uluslararası siyasi çevrelerin yaşananları görmesi ve duymasını sağlamayı ve bu hassasiyetlerin tüm insanlık nezdinde yerleşmesini umut ediyoruz.
Çalışmanın hazırlanmasında emeği geçen TÜBA Uluslararası İlişkiler çalışma grubu üyelerimize şükranlarımı iletiyorum. Hayatlarını kaybeden Filistin halkına en içten taziyelerimi sunuyor, Allah’tan rahmet diliyor, işgal altındaki Filistin topraklarında yaşam mücadelesi veren masum Filistinlilerin acısını paylaşıyorum.
Prof. Dr. Muzaffer ŞEKER
TÜBA Başkanı
