Güney Afrika’nın İsrail’in Soykırım Uyguladığı İddiasıyla Uluslararası Adalet Divanı’na Başvurusu

ÇEVİRİ:

  • Dr. Öğr. Üyesi Dilara Buket DİDİN (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı)
  • Dr. Öğr. Üyesi Rıdvan DEĞİRMENCİ (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı)
  • Dr. Öğr. Üyesi Burcu DEĞİRMENCİOĞLU (Samsun Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Hukuk Bilimleri Anabilim Dalı)
  • Dr. Öğr. Üyesi Abdulkadir PEKEL (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalı)
  • Arş. Gör. Recep Orhun KILIÇ (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı)
  • Emre DİDİN (Çevirmen)
  • Ömer DİDİN (Çevirmen-AB Uzmanı)

DAVA AÇMA BAŞVURUSU

Aşağıda imzası bulunanlar, Güney Afrika Cumhuriyeti Hükümeti tarafından usulü dairesinde yetkilendirilmiş olarak, Uluslararası Adalet Divanı Yazı İşleri Müdürü’ne aşağıdaki hususları beyan etmektedir:

Mahkeme Tüzüğü’nün 36 (1) ve 40. maddeleri ile Mahkeme İçtüzüğü’nün 38. maddesi uyarınca, Güney Afrika Cumhuriyeti (“Güney Afrika”) adına İsrail Devleti’ne (“İsrail”) karşı açılan davayı başlatan bu Başvuruyu size takdim etmekten şeref duyuyorum. Tüzük’ün 41. maddesi uyarınca, işbu Başvuru, Mahkeme’nin, burada ileri sürülen hakların muhtemel ve telafisi mümkün olmayan kayıplara karşı korunması için geçici tedbirlere hükmetmesi talebini içermektedir.

1. GİRİŞ

1. İşbu Başvuru, 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail’de meydana gelen saldırıların ardından İsrail Devleti Hükümeti ve ordusu tarafından farklı bir ulusal, ırksal ve etnik grup olan Filistin halkına karşı tehdidi yöneltilen, onaylanan, göz yumulan, gerçekleştirilen ve gerçekleştirilmekte olan fiilleri konu almaktadır. Güney Afrika, İsrailli sivillerin ve diğer ülke vatandaşlarının doğrudan hedef alınmasını ve Hamas ve diğer Filistinli silahlı gruplar tarafından rehin alınmaları da dâhil olmak üzere, tüm taraflarca yapılan her türlü uluslararası hukuk ihlalini kesin bir dille kınamaktadır. Bununla birlikte, ne kadar vahim olursa olsun, bir Devletin topraklarına yönelik hiçbir silahlı saldırı – vahşet suçları içeren bir saldırı olsa dahi – 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin (‘Soykırım Sözleşmesi’ veya ‘Sözleşme’1 ihlali için hukuken veya ahlaken herhangi bir gerekçe veya savunma teşkil edemez. Güney Afrika’nın şikayetinin konusu olan İsrail’in fiil ve ihmalleri, Filistinli ulusal, ırksal ve etnik grubun önemli bir bölümünün, yani Gazze Şeridi’ndeki Filistinli grubun (‘Gazze’deki Filistinliler’) yok edilmesini amaçladığı içinsoykırım niteliğindedir. Söz konusu fiiller arasında Gazze’deki Filistinlileri öldürmek, onlara ağır bedensel ve zihinsel zarar vermek ve fiziksel yıkımlarına yol açacak şekilde tasarlanmış yaşam koşullarına maruz bırakmak yer almaktadır. Bu fiillerin tamamı, soykırımı önlemede başarısız olan ve Soykırım Sözleşmesini alenen ihlal ederek soykırım işleyen ve ayrıca üst düzey İsrailli yetkililer ve diğerleri tarafından soykırıma yönelik doğrudan ve aleni tahrikleri önlemeyerek veya cezalandırmayarak Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki diğer temel yükümlülüklerini de ihlal eden ve ihlal etmeye devam eden İsrail’e isnat edilebilir. 

2. Güney Afrika bu başvuruyu hazırlarken, Soykırım Sözleşmesi’nin hükümlerine, yorumuna ve 12 Ocak 1951’de yürürlüğe girmesini takip eden yıllardaki uygulamasına, ayrıca Mahkeme’nin ve Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi de dahil olmak üzere diğer uluslararası mahkemelerin içtihatlarına özellikle dikkat etmiştir. Güney Afrika, soykırım fiillerinin Gazze’de İsrail hükümeti ve ordusu tarafından tasvip edilen veya işlenen diğer uluslararası hukuk ihlallerinden – sivil nüfusa, sivil nesnelere ve dine, eğitime, sanata, bilime, tarihi anıtlara, hastanelere ve hasta ve yaralıların toplandığı yerlere yönelik kasıtlı saldırılar; işkence; bir savaş yöntemi olarak sivillerin aç bırakılması ve diğer savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar – genellikle tüm bu fiiller arasında yakın bir bağlantı olmasına rağmen farklı olduğu gerçeğinin son derece farkındadır. Güney Afrika, ‘soykırım’ terimini ortaya atan Raphaël Lemkin’in de belirttiği üzere, soykırım eylemlerinin mutlaka bir bütünün parçasını oluşturduğunun da farkındadır.2 Dolayısıyla soykırım fiillerini, İsrail’in 75 yıl süren apartheid, 56 yıl süren Filistin topraklarının savaş yoluyla işgali ve 16 yıl süren Gazze ablukası sırasında Filistinlilere yönelik davranışları ile Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin3 ağır ihlalleri de dahil olmak üzere bunlarla bağlantılı olan ağır ve süregelen uluslararası hukuk ihlalleri ve diğer savaş suçları ile insanlığa karşı suçlar bağlamına oturtmak önemlidir. Bununla birlikte, işbu Başvuruda İsrail’in diğer uluslararası hukuk ihlallerine yol açabilecek eylem ve ihmallerinden söz edildiğinde, Güney Afrika’nın savı, işbu fiil ve ihmallerin, Filistin ulusal, ırksal ve etnik grubunun bir parçası olarak Gazze’deki Filistinlileri yok etmek için gerekli özel kast ile (dolus specialis) işlendikleri için soykırım niteliği taşıdığı yönündedir.

3. Güney Afrika, Soykırım Sözleşmesi’nin ihlali nedeniyle İsrail’e karşı dava açarken taşıdığı sorumluluğun ağırlığının ziyadesiyle bilincindedir. Ancak Güney Afrika, Soykırım Sözleşmesine taraf bir Devlet olarak soykırımı önleme yükümlülüğünün de ziyadesiyle bilincindedir. İsrail’in Filistinlilere yönelik fiil ve ihmalleri Soykırım Sözleşmesini ihlal etmektedir. Bu, “dünya liderlerini” “halkımıza yönelik soykırımı durdurmak için… sorumluluk almaya” çağıran Filistin Devleti’nin kendisi de dahil olmak üzere, Sözleşme’ye taraf olan çok sayıda Devletin ortak görüşüdür.4Birleşmiş Milletler uzmanları da 10 haftayı aşkın bir süredir “İsrailli siyasi liderler ve müttefikleri tarafından yapılan açıklamalar dikkate alındığında, Gazze’deki askeri harekat ve Batı Şeria’daki tutuklama ve öldürmelerin artmasıyla birlikte”, “Filistin halkına karşı bir soykırım riski” olduğu konusunda defalarca kez “alarm” vermiştir.5Birleşmiş Milletler uzmanları aynı zamanda Filistinlilere yönelik “soykırımı önlemek için uluslararası sistemin harekete geçememesinden” duydukları “derin … endişeyi” dile getirmiş ve “uluslararası topluma” “Filistin halkına yönelik soykırım riskini derhal sona erdirmek için elinden gelen her şeyi yapması” çağrısında bulunmuşlardır.6Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi (‘CERD’), ‘erken uyarı ve acil eylem prosedürü’ uyarınca hareket ederek, Soykırım Sözleşmesi’ne ”taraf olan tüm Devletlere” “soykırımı önleme yükümlülüklerine… eksiksiz bir şekilde riayet etmeleri” çağrısında bulunmuştur.7Güney Afrika’nın yaptığı bu başvuru ve geçici tedbirlerin belirlenmesi talebi, bu bağlamda ve bu çağrılar ışığında değerlendirilmelidir. Keza bu başvuru Güney Afrika’nın İsrail ve Filistin Devleti arasında 1967 Arap-İsrail savaşının patlak vermesinden önce, 4 Haziran 1967’de var olan sınırlar esas alınarak, uluslararası düzeyde tanınan sınırlar içerisinde yan yana iki Devletin var olduğu, ilgili tüm Birleşmiş Milletler kararları ve uluslararası hukuk doğrultusunda kalıcı bir barışa ulaşılması yönündeki dış politika hedefi çerçevesinde hazırlanmıştır. 

4. Güney Afrika tarafından işbu başvuruda ileri sürülen ve yargılama sürecinde daha da geliştirilecek olan olgular, apartheid, sürgün, etnik temizlik, ilhak, işgal, ayrımcılık ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkının sürekli olarak inkâr edildiği bir zeminde, İsrail’in özellikle 7 Ekim 2023’ten bu yana soykırımı önlemede başarısız olduğunu ve soykırıma yönelik doğrudan ve aleni tahriki kovuşturmakta başarısız olduğunu ortaya koymaktadır. Daha da vahimi, İsrail Gazze’deki Filistin halkına karşı soykırım fiillerini işlemiş, işlemekte ve işlemeye devam etme riski taşımaktadır. Bu fiiller arasında öldürmek, ciddi zihinsel ve bedensel zarar vermek ve grup halinde fiziksel olarak yok olmalarına yol açacak yaşam koşullarını kasıtlı olarak tesis etmek yer almaktadır. İsrail Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Savunma Bakanı gibi en üst düzeyler de dahil olmak üzere İsrail Devleti temsilcileri tarafından defaatle yapılan açıklamalar soykırım niyetini ifade etmektedir. Bu niyet, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonunun niteliği ve işleyişinden, diğer hususların yanı sıra İsrail’in kuşatma ve abluka altındaki Filistin halkına temel gıda, su, ilaç, yakıt, barınak ve diğer insani yardımları sağlayamaması ve onları açlığın eşiğine sürüklemesinden hareketle de çıkarılabilir. İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri saldırılarının niteliği, kapsamı ve boyutu da bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. 11 haftayı aşkın bir süredir dünyanın en yoğun nüfuslu yerlerinden birini sürekli olarak bombalayan İsrail, 1.9 milyon insanı, diğer bir deyişle Gazze nüfusunun %85’ini evlerinden çıkmaya zorlamış ve onları yeterli barınaktan yoksun, saldırıya uğramaya, öldürülmeye ve zarar görmeye devam ettikleri daha küçük alanlara sürmüştür. İsrail şu ana kadar 7.729’dan fazlası çocuk olmak üzere 21.110’u aşkın Filistinliyi öldürmüş – 7.780’den fazlasının ise kayıp olduğu ve enkaz altında kalarak öldüğü tahmin ediliyor – ve 55.243’ü aşkın Filistinliyi de ağır bedensel ve ruhsal hasara uğratarak yaralamıştır. İsrail aynı zamanda Gazze’nin tüm mahalleleri de dâhil olmak üzere geniş alanlarını harabeye çevirmiş ve 355.000’den fazla Filistinlinin evinin yanı sıra geniş tarım arazilerini, fırınları, okulları, üniversiteleri, işyerlerini, ibadethaneleri, mezarlıkları, kültürel ve arkeolojik alanları, belediye ve mahkeme binalarını, su ve sıhhi tesisler ile elektrik şebekeleri de dâhil olmak üzere hayati önem taşıyan altyapıyı tahrip etmiş ya da yıkmış, Filistin tıp ve sağlık sistemine yönelik amansız bir saldırı sürdürmüştür. İsrail, Gazze halkını öldürerek, zarara uğratarak, yok ederek ve grup halinde fiziksel olarak yok olmalarını sağlayacak yaşam koşulları tesis ederek Gazze’yi enkaza çevirmiştir ve çevirmeye devam etmektedir.

5. Güney Afrika, soykırım yasağının jus cogens niteliğini ve Soykırım Sözleşmesi uyarınca Devletlerin sahip olduğu yükümlülüklerin erga omnes ve erga omnes partes niteliğini göz önünde bulundurarak, İsrail’in Soykırım Sözleşmesi ihlallerinden sorumlu olduğunu tespit etmek; işbu ihlallerden dolayı uluslararası hukuk uyarınca tam olarak sorumlu tutmak; ve – en ivedi olarak – Gazze’de devam eden ve yeni soykırım eylemlerine karşı ciddi ve doğrudan risk altında olan Filistinlilere ivedi ve mümkün olan en geniş korumayı sağlamak için Mahkeme’de bir çare bulmak amacıyla bu başvuruyu yapmaktadır. 

6. Durumun olağanüstü aciliyeti uyarınca, Güney Afrika, geçici tedbirlerin belirlenmesine yönelik talebi doğrultusunda hızlandırılmış bir duruşma talep etmektedir. Buna ek olarak, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 74(4) Maddesi uyarınca, Güney Afrika, Mahkeme Başkanı’ndan, geçici tedbirlerin belirlenmesi talebiyle ilgili olarak Mahkeme’nin verebileceği herhangi bir kararın gerekli sonuçları doğurabilmesini teminen, İsrail’e, duruşma görülünceye kadar Soykırım Sözleşmesi’nin ihlalini teşkil eden veya buna yol açan tüm askeri saldırıları derhal durdurması çağrısında bulunarak Gazze’deki Filistin halkını korumasını talep etmektedir. Bu amaçla Mahkeme, İsrail’in Gazze’deki Filistinlileri öldürmeye ve onlara ağır zihinsel ve bedensel zarar vermeye son vermesini, grup halinde fiziksel olarak yok olmalarına yol açacağı hesaplanan yaşam koşullarını kasten tesis etmeye son vermesini, soykırıma yönelik doğrudan ve aleni tahrikleri önlemesini ve cezalandırmasını ve yardımların kısıtlanması ile tahliye talimatlarının verilmesi de dâhil olmak üzere ilgili politika ve uygulamaları iptal etmesini hükme bağlamalıdır. 

7. Güney Afrika’nın şikayetçi olduğu soykırım eylemlerinin çok yakın bir zamanda meydana geldiği ve devam ettiği – ve başka bir şekilde adli tespite veya ayrıntılı olgu tespitine tabi olmadığı – koşullarda Mahkeme’nin önemli rolü ve ciddi sorumluluğunu yerine getirmesi göz önünde bulundurulduğundan, Güney Afrika’nın başvurusu ve geçici koruma tedbirleri talebi, normalde olabileceğinden daha ayrıntılı bir 

olgusal açıklama sunmuştur. Bu açıklama büyük ölçüde Birleşmiş Milletler yöneticileri ve organları ile sivil toplum kuruluşlarının (“STK’lar”) açıklamaları ve raporlarının yanı sıra İsrail’in uluslararası gazeteciler, araştırmacılar ve bilgi toplama ekiplerinin Gazze’ye erişimini kısıtlamaya devam ettiği koşullarda, sahadaki Filistinli gazeteciler de dahil olmak üzere Gazze’den görgü tanıklarının ifadelerine dayanmaktadır. Bununla birlikte, ne Başvuru ne de geçici tedbirlerin belirlenmesi talebi, burada atıfta bulunulan her bir olay veya şikâyetin Mahkeme tarafından tespit edilmesine bağlı değildir. Bilhassa, “Mahkeme’nin geçici tedbir kararı verme aşamasında yapması gereken, iddia edilen eylemlerin en azından bir kısmının… Sözleşme hükümleri kapsamına girip girmediğini tespit etmektir” – bu durum Mahkeme’nin içtihatlarında da açıkça ortaya konmuştur.8Güney Afrika tarafından iddia edilen fiillerden hiç olmazsa bazılarının bu hükümler kapsamına girebileceği açıktır.

2.Mahkemenin Yargı Yetkisi

8. Güney Afrika ve İsrail’in her ikisi de Birleşmiş Milletler üyesidir ve bu nedenle Mahkeme’nin yargı yetkisinin “yürürlükteki antlaşma ve sözleşmelerde özel olarak öngörülen tüm konuları … kapsadığını” öngören 36 (1) maddesi de dahil olmak üzere Mahkeme Tüzüğü’ne tabidir.

9. Güney Afrika ve İsrail aynı zamanda Soykırım Sözleşmesine de taraftır. İsrail, Soykırım Sözleşmesini 17 Ağustos 1949 tarihinde imzalamış ve 9 Mart 1950 tarihinde onay belgesini tevdi etmiş, böylelikle Soykırım Sözleşmesi 12 Ocak 1951 tarihinde yürürlüğe girdiğinde taraf olmuştur. Güney Afrika katılım belgesini 10 Aralık 1998 tarihinde tevdi etmiştir. Sözleşme, XIII. maddesi uyarınca, söz konusu tarihten itibaren doksanıncı günde taraflar arasında yürürlüğe girmiştir.

10. Soykırım Sözleşmesi’nin IX. maddesi şu hükmü içermektedir:

“Sözleşmeye taraf devletler arasında, bir devletin soykırımdan veya III. maddede sayılan diğer fiillerden dolayı sorumluluğuna ilişkin olanlar da dahil olmak üzere, bu Sözleşmenin yorumlanması, uygulanması veya yerine getirilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, uyuşmazlığa taraf olanlardan herhangi birinin talebi üzerine Uluslararası Adalet Divan’ında görülecektir.”

11. Güney Afrika ve İsrail IX. maddeye herhangi bir şerh koymamıştır.12. Güney Afrika, İsrail’in işbu Başvurunun dayanağını oluşturan fiil ve ihmallerine ilişkin endişe ve kınamalarını defalarca ve önemle dile getirmiştir. Güney Afrika ve Soykırım Sözleşmesine Taraf diğer Devletler, özellikle İsrail’in Gazze’deki eylemlerinin Filistin halkına karşı soykırım teşkil ettiğini açıkça belirtmişlerdir. Buna örnek olarak, Cezayir,9Bolivya10, Brezilya,11Kolombiya,12Küba,13İran,14Türkiye,15ve Venezuela16Devlet Başkanları, tıpkı Filistin Devlet Başkanı17,gibi, İsrail’in fiillerini soykırım olarak nitelendirmiştir.

Başvuru dosyasının tamamı:

Dava-Acma-Basvurusu


  1. Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi (kabul tarihi 9 Aralık 1948, yürürlüğe giriş tarihi 12 Ocak 1951), 78 UNTS 277. ↩︎
  2. Raphaël Lemkin, İşgal Altındaki Avrupa’da Mihver Yönetimi: İşgal Yasaları, Yönetimin Analizi, Çözüm Önerileri (1944), Bölüm IX. ↩︎
  3. Harp Zamanında Sivillerin Korunmasına İlişkin Cenevre Sözleşmesi, 12 Ağustos 1949, 75 UNTS 287. ↩︎
  4. Mahmud Abbas’ın Filistin TV’sinde yaptığı konuşma, 18 Kasım 2023, https://www.youtube.com/watch?v=2uRGx02vULg; WAFA tarafından tercüme edilmiştir: “Başkan Abbas, Biden’ı İsrail’in Filistinlilere yönelik devam eden soykırımını durdurmaya çağırdı”, WAFA (18 Kasım 2023), https://english.wafa.ps/Pages/Details/139394. ↩︎
  5. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (‘BM OHCHR’), Gazze: BM uzmanları hastane ve okulların bombalanmasını insanlığa karşı suç olarak nitelendirdi ve soykırımın önlenmesi çağrısında bulundu (19 Ekim 2023) https://www.ohchr.org/en/press-releases/2023/10/gaza-un-experts-decry-bombing-hospitals-and-schools-crimes-against-humanity. ↩︎
  6. BM OHCHR, Gazze: BM uzmanları uluslararası toplumu Filistin halkına yönelik soykırımı önlemeye çağırıyor (16 Kasım 2023), 
    https://www.ohchr.org/en/press-releases/2023/11/gaza-un-experts-call-international-community-prevent-genocide-against. ↩︎
  7. BM OHCHR, Gazze Şeridi: BM Komitesi, devletlerin insanlığa karşı suçları ve soykırımı önlemekle yükümlü olduğunu vurguladı (21 Aralık 2023) https://www.ohchr.org/en/press-releases/2023/12/gaza-strip-states-are-obliged-prevent-crimes-against-humanity-and-genocide. CERD’in Erken Uyarı ve Acil Eylem (‘EWUA’) prosedürü kapsamında, CERD soykırımın önlenmesine ilişkin göstergelerin derlenmesinde kapsamlı bir uzmanlığa sahiptir; 2015 yılında, giriş bölümünde bu çalışmayı hatırlatan bir Soykırımın Önlenmesi Deklarasyonu yayınlamıştır: bakınız CERD, Soykırımın Önlenmesi Deklarasyonu (CRD/C/66/1) (17 Ekim 2005), https://www.ohchr.org/sites/default/files/Documents/HRBodies/CERD/declaration_genocide.doc (vurgu eklenmiştir). ↩︎
  8. Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin Uygulanması (Gambiya v. Myanmar), Geçici Tedbirler, 23 Ocak 2020 tarihli Karar, I.C.J. Raporları 2020, s. 14, para. 30 (bundan sonra ‘Gambiya v. Myanmar, Geçici Tedbirler, bundan böyle 23 Ocak 2020 tarihli Karar’ olarak anılacaktır). ↩︎
  9. “Cezayir ve Türkiye Gazze ‘soykırım’’ konusunda hesap verebilirlik ihtiyacını görüşüyor”, Middle East Monitor (21 Kasım 2023), https://www.middleeastmonitor.com/20231121-algeria-president-tebboune-turkiye-president-erdogan-discuss-need-for-accountability-over-gaza-genocide/. Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti 31 Ekim 1963 tarihinde Soykırım Sözleşmesine taraf olmuştur. ↩︎
  10. Luis Alberto Arce Catacora (Lucho Arce), Presidente Constitucional del Estado Plurinacional de Bolivia, @LuchoXBolivia, Tweet (2:43, 16 Kasım 2023), https://twitter.com/LuchoXBolivia/status/1724981446001967283 Bolivya Çokuluslu Devleti Soykırım Sözleşmesini 11 Aralık 1948 tarihinde imzalamış ve 14 Haziran 2005 tarihinde kabul etmiştir. ↩︎
  11. “Başkan Lula Orta Doğu’daki savaşın soykırım olduğunu söylüyor”, AgenciaBrazil (25 Ekim 2023), https://agenciabrasil.ebc.com.br/en/politica/noticia/2023-10/president-lula-says-war-middle-east-genocide. Brezilya Federatif Cumhuriyeti Soykırım Sözleşmesini 11 Aralık 1948 tarihinde imzalamış ve 15 Nisan 1952 tarihinde onaylamıştır. ↩︎
  12. Gustavo Petro, Presidente de la República de Colombia, @petrogustavo, Tweet (4:00, 1 Kasım 2023) https://twitter.com/petrogustavo/status/1719565081371935150. Kolombiya Cumhuriyeti Soykırım Sözleşmesini 12 Ağustos 1949 tarihinde imzalamış ve 27 Ekim 1959 tarihinde onaylamıştır. ↩︎
  13. Ed Newman, “Diaz-Canel Küba’nın Filistinlilere karşı soykırımı kabul etmeyeceğini söylemektedir”, Radio Havana Cuba (29 Ekim 2023), https://www.radiohc.cu/en/noticias/nacionales/337800-diaz-canel-says-cuba-will-not-accept-ignoringgenocide-against-palestinians. Küba Cumhuriyeti Soykırım Sözleşmesini 28 Aralık 1949 tarihinde imzalamış ve 4 Mart 1953 tarihinde onaylamıştır. ↩︎
  14. “İran Cumhurbaşkanı Putin ile görüşmesinde Gazze ‘soykırımını’ kınadı”, NBC News (7 Aralık 2023), https://www.nbcnews.com/video/iranian-president-condemns-gaza-genocide-in-meeting-with-putin-199670853701. İran İslam Cumhuriyeti Soykırım Sözleşmesini 8 Aralık 1949 tarihinde imzalamış ve 14 Ağustos 1956 tarihinde onaylamıştır. ↩︎
  15. Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı, @RTErdogan, Tweet, (16:30, 18 Ekim 2023), https://twitter.com/RTErdogan/status/1714665167978369531. Türkiye Cumhuriyeti Soykırım Sözleşmesi’ne 31 Temmuz 1950 tarihinde taraf olmuştur. ↩︎
  16. Nicolás Maduro, Presidente de la República Bolivariana de Venezuela, @NicolasMaduro, Tweet (7:40 pm, November 4, 2023) https://twitter.com/NicolasMaduro/status/1720888719568191585. Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti 12 Temmuz 1960 tarihinde Soykırım Sözleşmesine taraf olmuştur. ↩︎
  17. “Başkan Abbas, Biden’ı İsrail’in Filistinlilere yönelik devam eden soykırımını durdurmaya çağırıyor”, WAFA (18 Kasım 2023), https://english.wafa.ps/Pages/Details/139394. Filistin Devleti 2 Nisan 2014 tarihinde Soykırım Sözleşmesine taraf olmuştur. ↩︎