– Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ahmet Gökcen:
– “Şu anda bu vahşeti yapan, çocukları, masum sivilleri katleden yönetim ve onlarla birlikte hareket eden hava kuvvetlerinin pilotları ve askerleri elbette ki yargılanabilir. Uluslararası Ceza Mahkemesi bu amaçla oluşturulmaya başlanmış. Ama o mekanizmaların harekete geçmesi için daha çok uzun süreler ve süreçler var”
– “Bu mekanizmaların yavaş işliyor olması, bunların yaptıklarının yanına kalacağı anlamına gelmez. Hiç kimse bu yaptığı haksızlıkların yanına kalacağını düşünmemeli ve attığı her adımın hesabını yarın bu mahkemelerde vereceğini göz önünde bulundurmalıdır”
İSTANBUL (AA) – Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ahmet Gökcen, Gazze’deki vahşetin sorumlusu olan İsrail yönetimi ve onlarla birlikte hareket eden pilotlar ve askerlerin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanabileceğini söyledi.
İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları ve katliamları dünya kamuoyunun tepkisini çekiyor. İsrail Hükümetinin saldırılara son vermesi için birçok ülkede protesto gösterileri yapılırken, bir yandan da İsrail’in Gazze’deki insanlık dışı eylemlerinin soruşturulması için Uluslararası Ceza Mahkemesine çağrılar yapılıyor.
Dünyanın gözü önünde gerçekleşen vahşetin hukuki boyutunu AA muhabirine değerlendiren Prof. Dr. Ahmet Gökcen, öncelikle bölgede ateşkes sağlanması gerektiğini, UCM’deki bir yargılamanın ateşkes sonrası mümkün olabileceğini dile getirdi.
Savaşta sivillerin zarar görmemesi ya da esir olan askerlerin insani muameleye tabi tutulmaması, sonraki aşamalarda da savaşan tarafların birbirlerine karşı yaptıkları saldırıların önlenmesi için 1856’dan beri çeşitli toplantılar yapıldığını anlatan Gökcen, bunlardan en belirgin olanının 1889 Lahey Kara Savaşları Sözleşmesi olduğunu, 1907’de bunun yansımalarının görüldüğünü kaydetti.
1. Dünya Savaşı sonunda anlaşmalarla savaş döneminde işlenen suçların affedilmesi yönünde deklarasyon verildiğini dile getiren Gökcen, 2. Dünya Savaşı’nda yaşanan insanlık dışı davranışlar sonucunda ise Birleşmiş Milletler’in (BM) 1948’de Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması ile ilgili bir sözleşme yaptığını ve bu suçları işleyenlerin cezalandırılmasıyla ilgili mekanizmaların işletilmeye başlandığını anlattı.
– Naziler, Ruanda ve Bosna soykırımlarının sorumluları yargılandı
Almanya’da Nazilerin işledikleri suçların Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi’nde yargılandığını, daha sonra Ruanda Soykırımından sorumlu kişileri yargılamak amacıyla Ruanda’da, Bosna Soykırımının sorumlularını yargılamak için de Yugoslavya’da geçici uluslararası ceza mahkemesi kurulduğunu anımsatan Gökcen, bu tür yargılamaların ardından uluslararası niteliğe sahip bir ceza mahkemesine ihtiyaç duyulduğunu ve ülkelerin Roma’da bir araya gelerek, Lahey’de uluslararası bir ceza mahkemesi kurulmasını kararlaştırdıklarını aktardı.
Bu gelişmelerin yaşandığı 100-150 yıllık süreçte savaşın da hukuku olduğu yönünde bir kabul oluştuğunu belirten Gökcen, “Şu anda bu vahşeti yapan, çocukları, masum sivilleri katleden yönetim ve onlarla birlikte hareket eden hava kuvvetlerinin pilotları ve askerleri elbette ki yargılanabilir. UCM bu amaçla oluşturulmaya başlanmış. Ama o mekanizmaların harekete geçmesi için daha çok uzun süreler ve süreçler var. Daha önemlisi bu mekanizmaları harekete geçirecek olanlar da yine insanlar, devletler olduğu için öncelikle bu akan kanın, vahşetin, çocuklara ve orada yaşayan sivil halka karşı yapılan insanlık dışı muamelenin önlenmesi gerekir.” dedi.
UCM’nin yetki alanı ve etkinliğinin günden güne artırılmaya çalışıldığını dile getiren Gökcen, “Neticede mahkemelerin delil toplaması ve delillere göre işlem yapması, sonra da bu delillere dayalı olarak verdiği kararları icra edebilmesi gerekir. İcra edebilmesi için de bir icrai gücünün olması lazım. UCM’nin böyle bir gücü yok. Sadece sözleşmeye üye devletlerden bu konuda destek alıyor.” dedi.
– 2015’ten beri İsrail’in vahşetini soruşturan savcılar var
Filistin’in BM tarafından ‘gözlemci’ statüsü verilmiş bir devlet olduğuna dikkati çeken Gökcen, UCM kurulduktan sonra Filistin’in üye olmak için bu mahkemeye müracaat ettiğini, önce bu başvurunun kabul esilmediğini, daha sonra Filistin’e BM tarafından “gözlemci devlet” statüsü verince Filistin’in UCM yetkisini tanımasının kabul edildiğini anlattı.
2015’ten beri İsrail’in Gazze’de yaşayan insanlara veya İsrail’deki kendi ırklarından ve dinlerinden olmayan diğer insanlara karşı yaptıkları vahşeti soruşturan savcılar olduğunu bildiren aktaran Gökcen, “Onların delil toplamasına imkan sağlamak için yaptırım lazım. Yani bu mahkemenin adı var ama daha etkin bir şekilde soruşturabilecek bir gücü yok. Netice itibariyle ABD başta olmak üzere bütün Batı ülkeleri İsrail’e karşı HAMAS tarafından yapılan, hiç de tasvip etmediğimiz davranışların karşılığı olarak bu kadar orantısız güç kullanılması karşısında hiç seslerini çıkarmıyorlar.” diye konuştu.
– “Burada meşru müdafaa olmaz”
İsrail’in saldırılarının “meşru müdafaa” sayılamayacağını açıklayan Gökcen, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Burada meşru müdafaa olmaz. Çünkü çok orantısız güç kullanılıyor. Meşru müdafaa ancak suçu işleyen kimseye karşı yapılır. Burada ise suçu işleyen kimseye karşı değil, daha çok ve topyekun o bölgede yaşayan bütün insanları cezalandırma söz konusu. Ülkenin bakan düzeyinde görev verdiği yöneticisi insana ‘hayvana benzer yaratıklar’ ifadesini kullanıyor. 21. yüzyılda acaba bundan daha utanç verici ne olabilir, bilemiyorum.”
– İsrail’in suçları ve yargılanabilecek kişiler
Prof. Dr. Gökcen, insanların elektrik, su gibi en temel ihtiyaçlardan yoksun bırakılması, mülteci kampı, hastaneler ve ibadethanelerin bombalanması, oradaki insanlara giden yardımların engellenmesi, insanların yerlerinden sürgün edilip göçe zorlanması, fosfor bombası gibi kullanılması yasak olan silahların ve gazların kullanılması gibi eylemlerin UCM’nin alanına giren savaş suçu ve insanlığa karşı işlenen suçlar olduğunu kaydetti.
Bu fiilleri işleyenler ve bunlara karar veren üst düzey devlet görevlilerinin yargılanabileceğini kaydeden Gökcen, Nazilerin de bir gün yargılanabileceklerini düşünmediğini söyledi.
Gazze’ye daha önce gittiğini ve insanların yaşadığı zorlu şartları gördüğünü belirten Gökcen, kendilerine ‘medeni’ diyen gelişmiş Batılı devletlerin yönetimlerinin oradaki vahşete sessiz kalmasının inanılmaz ve insanlık adına utanç verici olduğunu ifade etti.
İsrail’le işbirliği yapan devletlerin başında ABD’nin geldiğini hatırlatan Gökcen, şöyle konuştu:
“Bu adımları atan insanların daha hukuk çerçevesinde, uluslararası sözleşmelere uygun olarak hareket etmesi gerekir. Bu mekanizmaların yavaş işliyor olması, bunların yaptıklarının yanına kalacağı anlamına gelmez. Hem sözleşmeye aykırı hem insanlığa karşı suç. Savaş hukukuna yapılan aykırılıkların haddi hesabı yok. Tolere edilebilecek sınırın çok ama çok üzerinde. Özellikle o masum insanlara bomba atılması emrini veren, mabetlerin ve sağlık merkezlerinin bombalanması için emir veren komutanlar ve o bombaları atan pilotlar zannetmesinler ki bu yaptıkları yanlarına kalacak. Hiç kimse bu yaptığı haksızlıkların yanına kalacağını düşünmemeli ve attığı her adımın hesabını yarın bu mahkemelerde vereceğini göz önünde bulundurmalıdır.”
