Ahmet Turgut
Türkiye limanlarından İsrail’e devam eden sevkiyat ve ihracat, ülke kamuoyu haricinde artık uluslararası medyada da sıklıkla haber yapılıyor.
Soykırımdan yargılanan bir ülkenin (İsrail) gıda, çelik, çimento, elektrik, petrol ve dahi silah (yapımında kullandığı bazı malzemelerin) tedarikçisi olduğumuz yönünde gitgide artan haberler, Filistin kamuoyunda da yankı buldu. 2010’lu yıllarda zirvede olan “Türkiye sevgisi ve Türkiye’ye duyulan güven” maalesef dip noktada…
Türkiye’nin hızla boşalttığı bu karizmatik alan yine aynı hızla İran tarafından dolduruluyor.
Bizim bir asırdır unutmadığımız “Şerif Hüseyin” odaklı “Arapların(!) Türklere İhaneti” anlatılarının benzerleri bu kez “Türklerin Filistin Davasına İhaneti” başlığıyla Arap kamuoylarına pompalanıyor yazılı-görsel-sosyal medyada.
Bu durum ülkemizin önümüzdeki yıllarda Orta Doğu ile kuracağı ilişkileri baltalamak isteyen ülkelerin-lobilerin de işini kolaylaştırmakta…
Hâliyle Filistin’de kaybettiğimiz karizmatik üstünlüğü yeniden elde etmek ve Gazze meselesine dair somut bir hamlenin banisi olabilmek için bir şeyler yapmamız gerekiyor.
Peki, ne yapabiliriz?
Gazze’nin Yeniden İnşası Meselesi
Bilindiği üzere yıllardır Siyonist rejiminin Gazze konusundaki ana hedefi, Gazzelilerin ve HAMAS’ın bölgeden tehcir edilmesi…
Nitekim Soykırımcı Siyonist rejim, 6 ayı bulan bombalamalar esnasında özellikle konutları, hastaneleri, okulları ve sivil alt yapıyı hedef alıyor.
Keza bölgeye yapılan insani yardımları engelliyor veya kısıtlıyor. Bu şekilde tüm Gazze’yi “Filistinliler için yaşanılmaz bir yer” hâline getirmek istiyor.
Böylesi bir Siyonist strateji ve hedef karşısında “Gazze’nin ilelebet Filistin toprağı olarak kalacağını” göstermek ve bu konuda ülkemizin kararlılığını ifade edebilmek için uluslararası arenada somut bir önerinin-girişiminin banisi olabiliriz.
Nedir bu somut öneri-girişim?
“Gazze’nin yeniden inşası için uluslararası bir fon” kurulması…
Bahse konu fon için önce Birleşmiş Milletler nezdinde girişime başlanabilir. Keza İslam İşbirliği Teşkilatı’nda da böylesi bir fona duyulan ihtiyaç anlatılarak üye ülkelerden destek istenebilir. Bu noktada Katar veya başkaca bir ülke ile birlikte de hareket edebiliriz.
Böylesi bir fonun oluşturulması gerektiğini dünya kamuoyunun gündemine sokmak, Gazze’nin İsrail’e terk edilmesine izin vermeyeceğimiz konusunda somut bir kararlılık göstergesi olacaktır.
Bahse konu girişim, Türkiye için düşünülen “Gazze konusunda somut adım atmayan ülke imajını” düzeltebilmemiz için de yardımcı olacaktır.
Peki, Gazze’nin Boşaltılmaması Niçin Önemli?
Özellikle son 6 ay içerisinde görüldü ki; Tel-Aviv’i vurabilen yegâne Müslüman güç, HAMAS…
Siyonist rejim eğer Gazze’yi boşaltmayı başarırsa, Tel-Aviv’i tamamen emniyete almış olacak. Bu durumda İsrail’in Mescid-i Aksa arazisindeki camileri yıkıp onların yerine “Süleyman Mabedi” namlı Sion Tapınağı’nı inşa etmesini engelleyebilecek hiçbir fiili caydırıcı unsur kalmayacak.
Keza Tel-Aviv’i güvene alan bir İsrail, “Vaat Edilmiş Topraklar” hedefinin önünde engel olabilecek her ülkeye karşı nükleer güç kullanabilecek rahatlığa erişecek. Öyle ki; Ankara’yı da atom bombasıyla vurmakla tehdit edebilir. Kahire, Beyrut, Riyad veya Tahran’ı da…
Özetle: Siyonist rejim açısından “Sion Tapınağı” ve “Arz-ı Mevud” hedefinin önünü açacak kilit aşama, Gazze’yi boşaltıp HAMAS’ı silahsızlandırabilmek…
Hâliyle bizim açımızdan Gazze’nin HAMAS’ın elinde kalması, dini-vicdani bir ödev olduğu kadar milli bir beka sorunu özelliği de taşıyor.
Siyonist Rejim Kendi İmkânlarıyla Gazze’yi Boşaltabilir mi?
Gazze halkının ve HAMAS başta olmak üzere diğer silahlı grupların 6 aydır sürdüre geldikleri sabır dolu direniş, bu işi Siyonist işgal ordusunun tek başına yapamayacağını gösteriyor.
Nitekim 32 bini aşan şehit ve yüz elli bine dayanan yaralı sayısına rağmen tüm Gazze halkı direnişe devam edecekleri yönünde mesajlar veriyorlar.
Bu durumda İsrail, Müslüman bir ülkenin yardımıyla Gazze’yi boşaltmak isteyecektir. Yani taşeron bir Müslüman ordu aracılığıyla…
Peki, nasıl işleyecek bu sistem?
- Müslüman bir ülke Gazze’deki soykırımın önlenmesi için “Garantör” seçilecek. Garantör ülkenin ordusu muhtemelen “Barış Gücü” adı altında Gazze’ye girecek.
- İşgalci İsrail ordusu, katliamlara ara vermek zorunda kalmış görünecek.
- Kalıcı ateşkes için Gazzeli sivillerin “geçici süreliğine” bölgeden uzaklaştırılması gerektiğine dair Müslüman görünümlü Siyonist propagandalar başlayacak.
- Bunun bir hile olduğu, asıl planın geçici bir uzaklaşma değil, kalıcı bir tehcir olduğunu iddia eden HAMAS veya diğer unsurlar, “savaş destekçisi” ilan edilecek. Onların Gazze halkının iyiliğini düşünmedikleri, kendi stratejileri için Gazzelileri kurban seçtikleri dikte edilecek sürekli.
- Katliamlar ve özellikle açlıkla imtihan edilen Gazze halkı üzerinde böylesi propagandalar kafa karıştırmaya başlayınca “Garantör” görünümlü “Taşeron” ülke, Gazzelileri bölgeden uzaklaştırmaya başlayacak.
- Böylesi bir hıyanet projesi için İsrail’le birlikte çalışacak ülke, “Gazze’yi Siyonistlere veren” değil, “Gazzelileri kurtaran lider ülke” imajıyla Müslüman kamuoylarında parlatılmaya da çalışılacaktır mutlaka.
Bu konuda akla gelen ilk ülke Mısır. Nitekim yıllardır Sina Çölü’nde Gazzeliler için şehir kurulması ve Gazze halkının oraya tehcir edilmesi yönünde planlar dillendiriliyor.
Lakin Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi bu fikre şimdilik sıcak yaklaşmıyor. Zira İhvan-ı Müslimin kökenli olan HAMAS’ın (aynı gelenekten beslendiği) Mısır muhalefetini organize edip Şehid Mursi’nin intikamını almasından yani kendisini devirmesinden çekiniyor.
Nitekim Mısır, şantaj ve baskılar nedeniyle böylesi bir taşeronluğa razı olsa dahi yanında ikinci bir Müslüman ülkenin de bulunmasını isteyecektir.
Hangi resmi gerekçeyle olursa olsun, Gazze meselesinde “Garantör Ülke” konusu gündeme geldiğinde dikkat edilmesi gereken ilk husus, Gazze’nin boşaltılıp boşaltılmayacağı olmalı…
“Gazze halkı geçici süreliğine bölgeden uzaklaşacak ve Gazze yeniden inşa olunca vatanına dönecek” kabilinden bir teklif-vaat, kesinlikle Siyonist yayılmacılığa hizmet edecektir.
Rabb-i Rahim ülkemizi hayrın önünü açanlardan eylesin!
