2023 Gazze Raporu: İnsanlığın Gözü Önünde Yaşanmış Soykırım

İşgalci İsrail apartheid rejimi tarafından Gazze’de yüzyılımızın en büyük soykırım suçu işlenmektedir.

Her on dakikada bir çocuğun katledildiği, savaş suçlarının ve insanlığa karşı suçların sistematik olarak işlendiği, soykırım suçunun bütün unsurlarının gerçekleştiği saldırılar karşısından hiçbir etkili müdahale gerçekleştirilememiştir. Özellikle ABD’de ve Avrupa’nın birçok ülkesinde Filistin lehine yapılan toplantı ve gösteriler yasaklanmaya, gazeteciler susturulmaya, ünlüler baskılanmaya, sosyal medya kısıtlanmaya çalışılmış; söz konusu İsrail olduğunda inşa edilen bütün hak kategorilerinin ve kurumların gözlerini kapatması istenmiştir.

Son soykırımın sürecinin başladığı 2 aylık süreçte açıkça görüldüğü üzere uluslararası hukuk ve kurumları ile insan hakları koruma mekanizmaları felç olmuştur. Canlı yayında gerçekleşen, engel olamadığımız soykırım başta ‘insan hakları’ söylemi olmak üzere, insan haklarını koruma amacıyla inşa edildiği ifade edilen bütün uluslararası kurumları ve mekanizmaları daha güçlü bir şekilde sorgulanır hale getirmiştir.

Siyasetçiler tarafından dile getirilen bütün cesur ve iddialı söylemlere rağmen iç hukuk süreçlerinin de işletilmediğini, evrensel yargılama yetkisi çerçevesinde yaptığımız suç duyurularının gereğinin yapılmadığını, Mavi Marmara gibi önemli bir davadaki düşme kararından vazgeçilmediğini, soykırım yaptığı açık olan işgalci rejimle siyasi, ticari ve askeri ilişkilerin devam ettirildiğini, limanların harıl harıl sevkiyat yaptığını görmek de yaşadığımız zeminden ve zamandan utanç duymamıza yol açmıştır.

Steril bir insan hakları söylem ve pratiğinin bulunmadığının farkında olarak, kendi hak ve özgürlük anlayışımız çerçevesinde yürüttüğümüz mücadelede en önemli çalışmalarımızdan birisi zulmü tespit edip mümkünse kalıcı olarak teşhir etmektir. Bu çalışmaların etkili ve kalıcı araçlarından olan raporlarımız geçmişin unutulmasını engellediği gibi geleceğe yönelik bir inşa işlevi görmektedir.

Gazze’ye yönelik 2009 yılı sonunda gerçekleştirilen işgalci İsrail saldırıları sonrasında katliamlar ve süreç raporlanmış, Gazze’ye gidilerek kimyasal silah kullanıldığına ilişkin delil tespiti yapılmış, bu tespitler üniversite raporlarıyla tescil edilmiş ve neticede suç duyurularımıza konu edilmişti. Bu raporumuzda da yine aynı hassasiyetle hareket edilmiş, soykırımın unutulmasının önüne geçecek bir çalışma ile tarihe not düşülmeye çalışılmıştır.

Raporumuzun Filistin’de yaşanan işgalin, hak ihlallerinin ve soykırımın sona ermesine ve bütün suçluların yargılanmasına ve cezalandırılmasına vesile olmasını temenni ederim.

Av. Kaya Kartal

MAZLUMDER Genel Başkanı

Kaynak

In Gaza, the greatest crime of genocide of our century is being committed by the occupying Israeli apartheid regime.

No effective intervention has been carried out in the face of attacks where a child is killed every ten minutes, where war crimes and crimes against humanity are systematically committed, and where all elements of genocide are realized. Especially in the United States and many countries in Europe, meetings and demonstrations in favor of Palestine have been banned, journalists silenced, celebrities oppressed, and attempts have been made to restrict social media. When it comes to Israel, there have been calls for all established categories of rights and institutions to turn a blind eye.

It is evident, as seen in the clear process of the recent genocide over the past two months, that international law and institutions, along with mechanisms for the protection of human rights, have become paralyzed. The genocide that unfolded in a live broadcast, which we were unable to prevent, has cast a strong doubt on all international institutions and mechanisms built with the aim of protecting ‘human rights,’ including the discourse on human rights. It has called into question their effectiveness.

Despite all the brave and assertive statements made by politicians, it is disheartening to witness that domestic legal processes are not being pursued, our criminal complaints within the framework of universal jurisdiction are not acted upon, there is no reversal of decisions such as the dismissal in the significant case of the Mavi Marmara, and political, commercial, and military relationships are maintained with the occupying regime openly engaged in genocide. Witnessing busy shipments in the ports further adds to our shame in the current context and time.

Being aware that there is no sterile discourse and practice of human rights, in our struggle within the framework of our own understanding of rights and freedoms, one of our most important endeavors is to identify and, if possible, permanently expose oppression. Our reports, being effective and enduring tools, not only prevent the forgetting of the past but also serve a constructive function for the future.

After the occupying Israeli attacks on Gaza at the end of 2009, massacres and the process were documented. Evidence of the use of chemical weapons was identified through on-site investigations in Gaza. These findings were certified by university reports and ultimately became the basis for our criminal complaints. In this report, we have once again approached the matter with the same diligence, endeavoring to make a historical notation through a study that aims to prevent the genocide from fading into oblivion.

I express my wish that our report serves as a catalyst for the cessation of occupation, human rights violations, and genocide in Palestine, leading to the prosecution and punishment of all those responsible.

Atty. Kaya Kartal

President of MAZLUMDER

Source

GazzeRaporu-tr

GazzeRaporu-eng